gökay's profileYou Are İn My DreamSPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
You Are İn My DreamSGiTTiN...
Hayat Çok Garip Bir bakmışsın inanılmaz duygular içerisinde, muhteşem şeyler yaşıyorsun. Birde bakıyorsun o bir saat öncesine kadar yaşadığın muhteşem duygular yerini bir karmaşaya bir nevi bir enkaza bırakmış. İşte hayat ne gariptir ki ilk baharla birlikte yeşerip meyve veren ağaç, son baharın gelmesiyle yaprakları dökülmüş ve çırılçıplak kalmıştır hayatın orta yerin de. İnsanlarda böyle değil midir bir meltem ile esip gelen güzel duygular, lodosla çekip gider senden, hatta yalnızca kendisi gitmez yanında çok şeyler götürür. Yani biz insanlarda sonbaharda dökülüp savrulan yapraklar misali savruluruz, her lodosta. Ve biz buna kader ismini veririz, sizce de kader midir yaşamaya başladığın anda kaybettiğin değerler, yada yaşadığını sandığın hayaller, kader midir. İnsanlar kendilerimi çizer rotasını? kararları kendisimi verir? Yoksa kendisini, bir fırtınanın ortasında bulan balıkçı teknesi gibi, bırakır mı kendisini fırtınaya kader deyip, gerçi hep böyle olmaz mı, yaşamak isteyip te yaşayamadığımız her şeye kader deyip sırtımızı dönmez miyiz. Amacımıza hırsla sarılıp başarmaya çalışmak varken, hep ilk aşamada pes etmez miyiz?. ----------------------------------------------------------------------------------------- Ağlamak Boş İnsanlar yakının da ki değerlerin farkına varamazlar, ta ki kaybedene kadar. Yakının da ki kişinin haykırışlarını duymaz, kulak asmazlar, belki de duymazlıktan gelirler. Fazla değer gördüklerinde yükselir erişilemez olurlar, işte o an “fazla naz aşık usandırır” ata sözünün doğruluğu anlaşılır ve çırpınan taraf pes eder yenik düşer dalgalara ve yavaş, yavaş batar okyanusun derinliklerine, ama fazla sürmez okyanustan çıkması bir müddet sonra onu kendine çeken dalgalar kıyıya bırakır. Çünkü almıştır istediğini bu devir daim sürer, hep böyle olmasa da çoğunlukla böyledir. Boğulur okyanusta içimiz de ki o duygusal kişilik bir süre sonra. Okyanus kusunca duyguların boğulması sonucu ölen o masum bedeni, işte o an bir zamanlar erişilemez olan kişi çıkar boğulmaya yüz tutmuş bir şekilde karşına. Kaybettikten sonra anlamıştır yakınındaki değeri, cesede kalp masajı yapsa da, suni teneffüs yapsa da ancak bitkisel hayata geçirebilir. Tedaviyi sürdürürken de ihmal etmez bazen suya sokup çıkarmayı, amacı canlandırmakta olsa eskisi gibi olması için zamana ihtiyacı olduğunu anlayamaz bir müddet. Anlamak istemez belki de ama gerçekleri göz ardı etmek olmaz elbette ki, derken bir hıçkırık sesi yükselir uçsuz bucaksız okyanuslardan, ağlar kaybettikleri için, ancak yalnızca ağlayan o değildir, yaşama savaşı veren duygularda ağlar ama sessiz ve ağırdan, çünkü bilir eski günlerin dönmeyeceğini. Yine de savaşır yeni günler için yarınlar için savaşır, karşı da ki ışık küçükte olsa aydınlığı görmek için savaşır çünkü dönmek ister eski günlere. -------------------------------------------------------------------------------------- Siz Hiç Aşık Oldunuzmu? Siz hiç aşık oldunuz mu? İlk görüşte Başınızdan hiç Buz gibi su dökülmüşçesine irkildiğiniz birisiyle karşılaştınız mı? onu hiç tanımadığınız halde birden atlayıp sohbete dalmaya çalıştınız mı? onu görünce kalbinizin bir kaç gibi çırpındığı birisi ile karşılaştınız mı? Gözlerine baktığınızda sıcak terler döktüğünüz birisiyle tanıştınız mı? adını telaffuz ederken ses tellerinizin titrediği hiç kimse var mı? Kendinizi unutup her an düşündüğünüz birisini var mı? Onu gördüğünüz zaman kanatlanacak kuş gibi, göremediğiniz zaman sa yaralı bir ceylan gibi hissettiğiniz oldu mu hiç? Yanındayken dünyayla ilişkinizi kestiğiniz birisi oldu mu? onun için kendinizi feda edebileceğiniz bir insan var mı? onu herkes den sakınırken ki duygularınız kıskançlık mı? yoksa Aşk mıydı? Bu soruları yanıtlaya biliyor musunuz, kendinizce evet ben bu duyguları yaşadım diyorsanız eğer, size bu duyguları yaşatan kişiye sım sıkı sarılın ve hiç bırakmayın, eğer size bu duyguların bir kısmını yaşatan birisi varsa ona bir şans daha verin, eğer size bu duyguları yeni yaşatmaya başlayan biri varsa onun için savaşın, ama size bu duyguların hiç birini yaşatmayan ancak hala kafanızı karıştıran biri varsa hiç durmayın imha edin. ----------------------------------------------------------------------------------------- İşte O An Gözler kalbin aynasıdır derler ya, çok doğru, insanlar gözlerin ne demek istediğini çok iyi anlayabilir. Öyle gözler yalan da söylemez hani dil gibi. Size her zaman ki gibi bir adamın hikayesini onun dilinden anlatayım. “Bir kızla tanıştım, bu tanışma bir anda benim tüm sorunlarımı unutmama neden oldu. Kızı gördüğüm zaman hele gözlerine baktığım zaman bulutların üzerinde yürüyor, o gözlere bakamadığım zamanlar bana kabus gibi geliyordu. Önceleri ürkek bakışlar attı bana o gözler, korktum bir daha bakmayacak diye. Sonra öyle sıcak bakışlar gördüm ki o gözlerde içimi ısıttı. Daha sonra o gözlere bakmadan zaman geçiremez oldum, buluştuğumuzda hep gözlerine bakıp hiç konuşmadan anlaşırdık. Sonra o gözler bana başka şeyler anlatmaya başladı, dili söylüyor gözleri inan ma hepsi yalan diyordu. Ama ben inanmak istemedim o an gözlerine, bir zaman sonra gözlerine inanmam gerektiğine ikna oldum ve bunu kendisine söyledim. Bir zamanlar baktığında içimi ısıtan o ela gözler artık bana düşmancasına bakıyor. İşte o an adeta içim parçalanıyordu, gene de baktım o gözlere parçalanmayan tek bir organım kalana dek baktım o gözlere sonuç ise param parça bir adamdı” diyor, adam içini öyle döküyor. Belki de anlatmak istediği çok şeyler var ama anlatamıyor daha fazla, anlatamadığı tüm kelimeler boğazına düğümleniyor. Göz pınarları taşıyor. Ama adam tutuyor kendini ağlamamak için, sonra bir den boşalıyor gözlerinden kan rengi yaşlar. Neden mi ağlıyor adam, sevdiğinden ayrıldığı içindir belki de, kim bilir yada o gözlerin ona düşmanca bakışından ağlar adam, belki de o gözlere bir daha bakamayacağındandır. Kim bilir artık baksa da o gözler adama o kadar sıcak gelmeyecektir bir daha, o baktığı zaman kendinden geçtiği gözlere baktığında, eski duygularını hissetmemek belki de adamı ağlatan. Belki de kızın umursuzluğu adamın isyanları, dili “ Seni Seviyorum” derken hareketlerinin aksini söylemesi adamı tedirgin eden. Sevdiğini başkalarının yanında görmek rahatsız ediyor belki de adamı, kız gerçekten seviyor ama adama ifade edemiyordur beki de. Adama soruyorum bu soruları yine konuşamıyor, gözleriyle anlatmaya çalışıyor duygularını, ve anlıyorum ki, sevdiğinin umursuz tavırları, gururlu hareketleri adamı yıkan. Ama adamın gözlerindeki hırsıda gördüm, ve son kez adamın ağzından şu kelimeler döküldü “ bu gözlerimden dökülenlere aldanıp da yaş sanma bu dökülen her damla, içimden eksilen birinin kanıdır, dökülen her damla kalbimde ki ikinci insanın küçülmesine ve bir gün yok olmasına yol açar” bu sözlerden sonra anlıyorum ki adam gün geçtikçe kendisini imha eden kız için döküyor bu kan rengi yaşları. ---------------------------------------------------------------------------------------------- Bir Gün Hani insanlar yalnız kalmaz derler ya aslın da kalırlar. Belki etrafında binlerce insan vardır ama yalnız kalırsın, hep hayatını paylaşacak birini ararsın, seni anlayan, sana önem veren birisini ararsın. Hayatının büyük bir bölümü aramayla geçer. Ama bulduğunda mutlu olabiliyorsan hayat, çok güzel, mutlu olamıyorsan hayat çok sıkıcı geçer. İşte bu durum bulmak değil bulduğunu sanmaktır. İçten içe onu seversin ama, senin hayat eşin o değildir. Bu yüzden mutlu olamaz her gün biraz daha erirsin. Ama yine de şanslısındır, çünkü sen bulamadığın için ağlarsın. Ya bulup ta kaybedenler, onlar gibi olmak istemez kimse, hayatın bir kısmını dolu yaşamış ve bir anda yarısını kaybetmiş, işte bu her şey den zordur. Onunla yaşadığın anları hatırlayıp her gün ölürsün. Ama bulamayanlar yalnızca yalnız kaldıkların da hatırlarlar bulamadıkları eşlerini. Birde bulmuş ve hala onunla olanlar vardır elbette ki, onlar için hayat toz pembedir. Zorlukların karşısında tek vücut olur, her türlü engeli birlikte aşarlar. Bu onlar için zor değildir, azgın bir selin karşısında dik durabilirler ve kesinlikle sele kapılmazlar. Çünkü birbirlerine sımsıkı sarılırlar. Ama birinin eli gevşediğinde alabora olurlar, sımsıkı birbirlerine kenetlenmişken, birden ayrı dünyalara yelken açarlar. Bunun sebebi ise gururdur, o sımsıkı vücutlar, topun delemediği kale duvarını basit bir gurur deler ve parçalanır duvar bir anada. -------------------------------------------------------------------------------------------- Seviyor Mu Acaba ? Bir adam vardı, daha hayatının baharın da gencecik. Mangal gibi yüreği ile başı dik bir delikanlı. Ne olursa olsun kimseye boyun eğmez, haksızlığa tahammülü yok. Çok kişiden hoşlanmış ama hiç aşık olmamış, bir gün bir kız çıkar delikanlının karşısına, kız çok güzel değil ama birden kahverengi gözleri delikanlıyı etkilemiş. O hoyrat laf dinlemez, delikanlı birden kasırga sonrası durulan deniz gibi, durulmuş sürekli düşünüyor, kızı gördüğü zaman ise sanki kalbinden bir parça kopuyor, ama kıza bir türlü söyleyemiyor. Günler su gibi akıp giderken delikanlının içindeki yangın büyüyor, önüne geçilemez bir volkana dönüşüyordu. Kız da bir şeyler hissediyordu ama bir şeylerden korkuyor, ilk hamleyi gençten bekliyordu. Bir gün içindeki volkan patlamış gencin ve açılmış kıza, günlerdir kaçamak bir şekilde söylemeye çalışan genç, artık içini döküyor ve söylüyor, kıza sevdiğini. Kız tereddütlü bir şekilde ona karşı bir şeyler hissettiğini ancak korktuğunu söylüyor. Ancak neyden korkuyordu acaba, sevdiğini söylemesini ne engelliyordu hep bu soruları sordu delikanlı kendine günlerce ve sonunda karar verdi. Onu sevdiğini söyleyemeyen birinin peşinde neden koşturacaktı ki, aklı böyle söylüyordu ama, kalbi kızda. Bir an dinlemedi kalbi o si söz dinlemez zamanlarına dönü verdi birden. Kız da genci düşünüyor ama bir türlü söyleyemiyordu, hep bir şeyler engelliyordu onu, ama o da anlamıştı artık gencin ondan her gün biraz daha uzaklaştığını. Dayanamadı daha fazla ve haykırdı sevgisini onu engellemeye çalışan her şeyi bir kenara bırakıp. Neydi bu değişikliğin sebebi acaba, kıskançlık mı? aşk mı? kızın söylediklerini duyunca genç önce tereddüt etse de içindeki yangına engel olamadı. Delikanlı seviyor kız hep kaçıyor, sevdiğini söylese de belli edemiyordu bir türlü. Gencin kafasındaki kabul edecek mi sorusu gitmiş artık yerini Acaba seviyor mu almıştı. Hep soruyor ama bir türlü cevaplayamıyordu. Kızın tavırlarına daha fazla dayanamıyor ve içindeki volkan patlıyor bir anda, kaçıyor genç çok uzaklara onun olmadığı yerlere, kız gerçekten seviyordu ama, o da korkuyordu adamın gözlerinde ki ışığa bakmayı akıl edemedi, adamın gözlerine hiç bakmadı belki de. Ama kızdı bu aşkın katili, seven bir kalbin ve büyük bir aşkın. Genç ömür boyu sevemedi başkasını, kızı da unutmadı, nasıl unuturdu onu hayata küstüren insanı. İlk günkü gibi aklındaydı, tek fark ise artık sevgi dolu değil nefret doluydu ona bakışları. |
|||||||||||||||
|
|