gökay's profileYou Are İn My DreamSPhotosBlogListsMore Tools Help

SaYaÇ

gökay

Location

Sandbox

Loading...

Clock

Loading...

Google Search Gadget

Loading...

Calendar

Loading...

Türkiye Gündemi

Loading...Loading...

Dünya Gündemi

Loading...Loading...

You Are İn My DreamS

Dj TiestO Power Mix

Loading...

ÇaR$I BİR rUHTUR

Loading...

dame

Loading...

Windows Media Player

19 Mart  
Photo 1 of 8
More albums (1)
September 11

SkyMooN

<
 
Alanımda Bu Kadar Süre Durdunuz Bir Şeyler Karalarsınız Artık Dimi...:) 
 

    

 

t0hjrn.gif

GiTTiN...

 

 
 

Bir aşk için yapabileceğin herşeyi yaptığına inanıyorsan,

ve buna rağmen hala yalnızsan için rahat olsun!...

 Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur

 ve yaptıkların onun dudağında küçük bir tebessüm yaratmaktan başka hiç bir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken, o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.

Hani ağzınla kuş tutsan " bu kuşun kanadı niye beyaz değil" diye bir soruyla karşılaşabilirsin.

 İki ucu keskin bıçaktır bu işin...

Yaptıklarınla değil, yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman.

 Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur!..

İyi halin cezanda indirim sağlamaz...

 Sen, "ama senin için şunu yaptım" dediğinde o, " şunu yapmadın" diye cevap verecektir.

Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.

 Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.

 Özledin,içtin, ağladın, güldün,şarkılar söyledin,düşündün,şiirler yazdın.

"Peki o ne yaptı" deme.

Herkes kendinden sorumludur aşkta.

 Sen aşkını doya doya yaşıyorken, o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunudur.

 Bir insan eksik yaşıyorsa,

ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa

sen ne yapabilirsin ki onun için?

 Hayatı ıskalama lüksün yok senin!..

 Onun varsa bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

 Her zamanki gibi yaşayacaksın sen.

"Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu...

 Hem ne olmuş yani ,yalnızlık o kadar da kötü birşey değil.

Sen mutluluğu hiçbir zaman tek bir kişiye bağlamadın ki...

 Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.

 Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu?

 Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip

 yeni yaşamlara tanık olmak ta keyif verecek sana. 

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin

ve biliyorsun as olan yürektir!...

 Yürek sesi nedir bilmeyenler;

 yada bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma,

 yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle.

Sen yeter ki koru yüreğini

ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu...

Elbet bitecek güneşe hasret günler...

Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil,

 güneşin çicekleri dolduracak yüreğini...

---------------------------------------------------------------------------

 

Bu Yalnız olanlara

Aşk bir kelebek gibidir. peşinden koştukça hep senden kaçar.. en iyisi bırak uçsun, inan ki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna dokunuverir... Aşk mutlu eder, bazen de üzer... ama aşk özeldir, aşkını hak eden birine sunarsan eğer..


Bu sevgilisi olanlara

Aşkın amacı birileri için "mükemmel insan" olmak değildir. Seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır..


Bu çapkın olanlara

Sevmediğin birine asla "seni seviyorum" deme.. içinde olmayan duygulardan varmış gibi sözetme.. kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme.. sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme.. çünkü birine verebileceğin en büyük acı, aşık olmadığın birini kendine aşık etmektir.


Bu evli olanlara

Seven insan "senin hatan" yerine "özür dilerim" diyendir. "neredesin" yerine "ben buradayım" diyendir.. "nasıl yaparsın" yerine "niye yaptığını anlıyorum" diyendir.. ve aşk "keşke" yerine daima "iyi ki" diyendir...


Bu evlenmek için gün sayanlara

Bir kadın ve bir erkeğin birbirleri için ne kadar uygun olduğu, birlikte geçirdikleri zamanın değil, birbirlerine duydukları aşkın ne kadar sürdüğüyle anlaşılır.


Bu kalbi kırık olanlara

Kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer.. ve ilacı bu acıya alışmak değil, ondan ders çıkarabilmektir.


Bu aşık olmaktan korkanlara

Aşka düş ama tökezleme.. anla ama bekleme.. paylaş ama isteme. Yaralan ama asla acıyı içinde büyütme...


Bu sevdiğini fazla sahiplenenlere

Sevdiğinin bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten daha acı bir şey varsa, o da sevdiğinin seninle mutsuz olduğunu görmektir..


Bu aşkını itiraf etmeye çekinenlere

Sevdiğinden ayrılınca aşk acı verir.. sevdiğin seni terk edince daha da çok acı verir.. ama en acısı, onu ne kadar sevdiğini bilmesine hiç fırsat vermemektir..


Ve bu da dönmeyecek birini hala bekleyenlere

Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna hiç değmediğini gördüğün andır.. ve en büyük kaybın onun için harcadığın yıllardır.. Senin aşkını şu gün hak etmeyen, bil ki 10 sene sonra yine hak etmeyecektir... Bırak, gitsin...

 

---------------------------------------------------------------------------

 

GeceMe hosgeldiniz

Ayrılığın İlanı

 

Gidiyor musun diye sorma bana. Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim ben de, senin kadar endişeli...

Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, ama inandıramadım seni. Sen sorgularken beni kafanda, ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla. Bir tek sözün bağlardı beni sana, oysa sen hep susmanın koynunda..

Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku, teslim alır bedenleri de. Sütten çıkmış ak kaşık değildim ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
O dünya ki, bazen minicik bir odada bazen kentin ortasında şekillendi. Nasıl da güzeldi. Zaten varsın diye her şey güzeldi ama sen buna inanmadın.

Ah bu sorular... Yaşamak varken sevdayı delice, niye boğarız sorularla? Nasıl ikna edebilirdim seni? Ben "aşk" dedikçe sen "hayır" dedin. Zaten az konuşan sen, olumsuz ne kadar sözcük varsa bulup çıkardın ortaya. Ben bir şey diyemedim.

Ne kadar zarar vermişim sana meğer... Nasıl değiştirmişim seni... Oysa hiç böyle düşünmemiştim. Kimseye zarar vermek istemem ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem. Ama öyle oldu işte... Demek ki gitmelerin zamanı geldi şimdi.


Gidişim yürekten değil, zorunluluktan. Sanma bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım. Sanma ki benden sakladığın gülüşlerini yalancı yüzlerde ararım. Seni de götürürüm yüreğimde. Yokluğunu taşırım.

Bulup bulup kaybettim seni.. Ne yazık ki toz-duman edemedim kuşkularını, ne yazık ki kalamadın bana. Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde. Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.

Ne çok tanıdığımız var ayrılığımıza....

-----------------------------------------------------------------------------------------

YALNIZLIĞA ALIŞMALI
Bavulları hep toplu durmalı insanın...
Birgün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...
Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçilmeli...
İhanetlere,terkedilmelere,bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
Çünkü 'omuz omuza' günlerin vakti geçti.Dayanışma,günümüzün borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık...
Bireyin keşif çağı,geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı
Terörün bile bireyselleştiği çağdayız.
Zaman,tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır...
İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa...
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan...
Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı...
Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başını dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli...
Sofrada tek tabağa,tabakta az yemeğe alışmalı...
Romanlardan yalnızlığı yücelten paragrafları asmalı evin en görünür duvarlarına...
'Yalnızlık paylaşılmaz/Paylaşılsa yalnızlık olmaz' dizeleriyle başlamalı güne...
Telesekretere 'şu anda size cevap verebilecek kimse yok' denmeli
'Belkide hiç olmayacak...' cevapsızlığa,sessizliğe ısınmalı...
Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.Haklılığın onuru  yaşatır insanı...
Susmanın utancı öldürür...
O yüzden en sessiz gecelerde 'doğruydu,yaptım'la teselli bulmalı insan...
Feryada komşuların yetişmemesine,soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı...
Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı...
Gece yastıkla ağlaşmaya,sabah aynayla gülüşmeye,kendisiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı... 
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur,ama hep kalkıp savaşacak kadar gözüpek olabilmeli....
Sessizliği,sese dönüştürebilmeli...
Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...
-------------------------------------------------------------------------------------

Hayat Çok Garip

Bir bakmışsın inanılmaz duygular içerisinde, muhteşem şeyler yaşıyorsun. Birde bakıyorsun o bir saat öncesine kadar yaşadığın muhteşem duygular yerini bir karmaşaya bir nevi bir enkaza bırakmış. İşte hayat ne gariptir ki ilk baharla birlikte yeşerip meyve veren ağaç, son baharın gelmesiyle yaprakları dökülmüş ve çırılçıplak kalmıştır hayatın orta yerin de. İnsanlarda böyle değil midir bir meltem ile esip gelen güzel duygular, lodosla çekip gider senden, hatta yalnızca kendisi gitmez yanında çok şeyler götürür. Yani biz insanlarda sonbaharda dökülüp savrulan yapraklar misali savruluruz, her lodosta. Ve biz buna kader ismini veririz, sizce de kader midir yaşamaya başladığın anda kaybettiğin değerler, yada yaşadığını sandığın hayaller, kader midir. İnsanlar kendilerimi çizer rotasını? kararları kendisimi verir? Yoksa kendisini, bir fırtınanın ortasında bulan balıkçı teknesi gibi, bırakır mı kendisini fırtınaya kader deyip, gerçi hep böyle olmaz mı, yaşamak isteyip te yaşayamadığımız her şeye kader deyip sırtımızı dönmez miyiz. Amacımıza hırsla sarılıp başarmaya çalışmak varken, hep ilk aşamada pes etmez miyiz?.

-----------------------------------------------------------------------------------------

Ağlamak Boş

İnsanlar yakının da ki değerlerin farkına varamazlar, ta ki kaybedene kadar. Yakının da ki kişinin haykırışlarını duymaz, kulak asmazlar, belki de duymazlıktan gelirler. Fazla değer gördüklerinde yükselir erişilemez olurlar, işte o an “fazla naz aşık usandırır” ata sözünün doğruluğu anlaşılır ve çırpınan taraf pes eder yenik düşer dalgalara ve yavaş, yavaş batar okyanusun derinliklerine, ama fazla sürmez okyanustan çıkması bir müddet sonra onu kendine çeken dalgalar kıyıya bırakır. Çünkü almıştır istediğini bu devir daim sürer, hep böyle olmasa da çoğunlukla böyledir. Boğulur okyanusta içimiz de ki o duygusal kişilik bir süre sonra. Okyanus kusunca duyguların boğulması sonucu ölen o masum bedeni, işte o an bir zamanlar erişilemez olan kişi çıkar boğulmaya yüz tutmuş bir şekilde karşına. Kaybettikten sonra anlamıştır yakınındaki değeri, cesede kalp masajı yapsa da, suni teneffüs yapsa da ancak bitkisel hayata geçirebilir. Tedaviyi sürdürürken de ihmal etmez bazen suya sokup çıkarmayı, amacı canlandırmakta olsa eskisi gibi olması için zamana ihtiyacı olduğunu anlayamaz bir müddet. Anlamak istemez belki de ama gerçekleri göz ardı etmek olmaz elbette ki, derken bir hıçkırık sesi yükselir uçsuz bucaksız okyanuslardan, ağlar kaybettikleri için, ancak yalnızca ağlayan o değildir, yaşama savaşı veren duygularda ağlar ama sessiz ve ağırdan, çünkü bilir eski günlerin dönmeyeceğini. Yine de savaşır yeni günler için yarınlar için savaşır, karşı da ki ışık küçükte olsa aydınlığı görmek için savaşır çünkü dönmek ister eski günlere.

--------------------------------------------------------------------------------------

Siz Hiç Aşık Oldunuzmu?

Siz hiç aşık oldunuz mu? İlk görüşte Başınızdan hiç Buz gibi su dökülmüşçesine irkildiğiniz birisiyle karşılaştınız mı? onu hiç tanımadığınız halde birden atlayıp sohbete dalmaya çalıştınız mı? onu görünce kalbinizin bir kaç gibi çırpındığı birisi ile karşılaştınız mı? Gözlerine baktığınızda sıcak terler döktüğünüz birisiyle tanıştınız mı? adını telaffuz ederken ses tellerinizin titrediği hiç kimse var mı? Kendinizi unutup her an düşündüğünüz birisini var mı? Onu gördüğünüz zaman kanatlanacak kuş gibi, göremediğiniz zaman sa yaralı bir ceylan gibi hissettiğiniz oldu mu hiç? Yanındayken dünyayla ilişkinizi kestiğiniz birisi oldu mu? onun için kendinizi feda edebileceğiniz bir insan var mı? onu herkes den sakınırken ki duygularınız kıskançlık mı? yoksa Aşk mıydı? Bu soruları yanıtlaya biliyor musunuz, kendinizce evet ben bu duyguları yaşadım diyorsanız eğer, size bu duyguları yaşatan kişiye sım sıkı sarılın ve hiç bırakmayın, eğer size bu duyguların bir kısmını yaşatan birisi varsa ona bir şans daha verin, eğer size bu duyguları yeni yaşatmaya başlayan biri varsa onun için savaşın, ama size bu duyguların hiç birini yaşatmayan ancak hala kafanızı karıştıran biri varsa hiç durmayın imha edin.

-----------------------------------------------------------------------------------------

İşte O An

Gözler kalbin aynasıdır derler ya, çok doğru, insanlar gözlerin ne demek istediğini çok iyi anlayabilir. Öyle gözler yalan da söylemez hani dil gibi. Size her zaman ki gibi bir adamın hikayesini onun dilinden anlatayım. “Bir kızla tanıştım, bu tanışma bir anda benim tüm sorunlarımı unutmama neden oldu. Kızı gördüğüm zaman hele gözlerine baktığım zaman bulutların üzerinde yürüyor, o gözlere bakamadığım zamanlar bana kabus gibi geliyordu. Önceleri ürkek bakışlar attı bana o gözler, korktum bir daha bakmayacak diye. Sonra öyle sıcak bakışlar gördüm ki o gözlerde içimi ısıttı. Daha sonra o gözlere bakmadan zaman geçiremez oldum, buluştuğumuzda hep gözlerine bakıp hiç konuşmadan anlaşırdık. Sonra o gözler bana başka şeyler anlatmaya başladı, dili söylüyor gözleri inan ma hepsi yalan diyordu. Ama ben inanmak istemedim o an gözlerine, bir zaman sonra gözlerine inanmam gerektiğine ikna oldum ve bunu kendisine söyledim. Bir zamanlar baktığında içimi ısıtan o ela gözler artık bana düşmancasına bakıyor. İşte o an adeta içim parçalanıyordu, gene de baktım o gözlere parçalanmayan tek bir organım kalana dek baktım o gözlere sonuç ise param parça bir adamdı” diyor, adam içini öyle döküyor. Belki de anlatmak istediği çok şeyler var ama anlatamıyor daha fazla, anlatamadığı tüm kelimeler boğazına düğümleniyor. Göz pınarları taşıyor. Ama adam tutuyor kendini ağlamamak için, sonra bir den boşalıyor gözlerinden kan rengi yaşlar. Neden mi ağlıyor adam, sevdiğinden ayrıldığı içindir belki de, kim bilir yada o gözlerin ona düşmanca bakışından ağlar adam, belki de o gözlere bir daha bakamayacağındandır. Kim bilir artık baksa da o gözler adama o kadar sıcak gelmeyecektir bir daha, o baktığı zaman kendinden geçtiği gözlere baktığında, eski duygularını hissetmemek belki de adamı ağlatan. Belki de kızın umursuzluğu adamın isyanları, dili “ Seni Seviyorum” derken hareketlerinin aksini söylemesi adamı tedirgin eden. Sevdiğini başkalarının yanında görmek rahatsız ediyor belki de adamı, kız gerçekten seviyor ama adama ifade edemiyordur beki de. Adama soruyorum bu soruları yine konuşamıyor, gözleriyle anlatmaya çalışıyor duygularını, ve anlıyorum ki, sevdiğinin umursuz tavırları, gururlu hareketleri adamı yıkan. Ama adamın gözlerindeki hırsıda gördüm, ve son kez adamın ağzından şu kelimeler döküldü “ bu gözlerimden dökülenlere aldanıp da yaş sanma bu dökülen her damla, içimden eksilen birinin kanıdır, dökülen her damla kalbimde ki ikinci insanın küçülmesine ve bir gün yok olmasına yol açar” bu sözlerden sonra anlıyorum ki adam gün geçtikçe kendisini imha eden kız için döküyor bu kan rengi yaşları.

----------------------------------------------------------------------------------------------

Bir Gün

Hani insanlar yalnız kalmaz derler ya aslın da kalırlar. Belki etrafında binlerce insan vardır ama yalnız kalırsın, hep hayatını paylaşacak birini ararsın, seni anlayan, sana önem veren birisini ararsın. Hayatının büyük bir bölümü aramayla geçer. Ama bulduğunda mutlu olabiliyorsan hayat, çok güzel, mutlu olamıyorsan hayat çok sıkıcı geçer. İşte bu durum bulmak değil bulduğunu sanmaktır. İçten içe onu seversin ama, senin hayat eşin o değildir. Bu yüzden mutlu olamaz her gün biraz daha erirsin. Ama yine de şanslısındır, çünkü sen bulamadığın için ağlarsın. Ya bulup ta kaybedenler, onlar gibi olmak istemez kimse, hayatın bir kısmını dolu yaşamış ve bir anda yarısını kaybetmiş, işte bu her şey den zordur. Onunla yaşadığın anları hatırlayıp her gün ölürsün. Ama bulamayanlar yalnızca yalnız kaldıkların da hatırlarlar bulamadıkları eşlerini. Birde bulmuş ve hala onunla olanlar vardır elbette ki, onlar için hayat toz pembedir. Zorlukların karşısında tek vücut olur, her türlü engeli birlikte aşarlar. Bu onlar için zor değildir, azgın bir selin karşısında dik durabilirler ve kesinlikle sele kapılmazlar. Çünkü birbirlerine sımsıkı sarılırlar. Ama birinin eli gevşediğinde alabora olurlar, sımsıkı birbirlerine kenetlenmişken, birden ayrı dünyalara yelken açarlar. Bunun sebebi ise gururdur, o sımsıkı vücutlar, topun delemediği kale duvarını basit bir gurur deler ve parçalanır duvar bir anada.

--------------------------------------------------------------------------------------------

Seviyor Mu Acaba ?

Bir adam vardı, daha hayatının baharın da gencecik. Mangal gibi yüreği ile başı dik bir delikanlı. Ne olursa olsun kimseye boyun eğmez, haksızlığa tahammülü yok. Çok kişiden hoşlanmış ama hiç aşık olmamış, bir gün bir kız çıkar delikanlının karşısına, kız çok güzel değil ama birden kahverengi gözleri delikanlıyı etkilemiş. O hoyrat laf dinlemez, delikanlı birden kasırga sonrası durulan deniz gibi, durulmuş sürekli düşünüyor, kızı gördüğü zaman ise sanki kalbinden bir parça kopuyor, ama kıza bir türlü söyleyemiyor. Günler su gibi akıp giderken delikanlının içindeki yangın büyüyor, önüne geçilemez bir volkana dönüşüyordu. Kız da bir şeyler hissediyordu ama bir şeylerden korkuyor, ilk hamleyi gençten bekliyordu. Bir gün içindeki volkan patlamış gencin ve açılmış kıza, günlerdir kaçamak bir şekilde söylemeye çalışan genç, artık içini döküyor ve söylüyor, kıza sevdiğini. Kız tereddütlü bir şekilde ona karşı bir şeyler hissettiğini ancak korktuğunu söylüyor. Ancak neyden korkuyordu acaba, sevdiğini söylemesini ne engelliyordu hep bu soruları sordu delikanlı kendine günlerce ve sonunda karar verdi. Onu sevdiğini söyleyemeyen birinin peşinde neden koşturacaktı ki, aklı böyle söylüyordu ama, kalbi kızda. Bir an dinlemedi kalbi o si söz dinlemez zamanlarına dönü verdi birden. Kız da genci düşünüyor ama bir türlü söyleyemiyordu, hep bir şeyler engelliyordu onu, ama o da anlamıştı artık gencin ondan her gün biraz daha uzaklaştığını. Dayanamadı daha fazla ve haykırdı sevgisini onu engellemeye çalışan her şeyi bir kenara bırakıp. Neydi bu değişikliğin sebebi acaba, kıskançlık mı? aşk mı? kızın söylediklerini duyunca genç önce tereddüt etse de içindeki yangına engel olamadı. Delikanlı seviyor kız hep kaçıyor, sevdiğini söylese de belli edemiyordu bir türlü. Gencin kafasındaki kabul edecek mi sorusu gitmiş artık yerini Acaba seviyor mu almıştı. Hep soruyor ama bir türlü cevaplayamıyordu. Kızın tavırlarına daha fazla dayanamıyor ve içindeki volkan patlıyor bir anda, kaçıyor genç çok uzaklara onun olmadığı yerlere, kız gerçekten seviyordu ama, o da korkuyordu adamın gözlerinde ki ışığa bakmayı akıl edemedi, adamın gözlerine hiç bakmadı belki de. Ama kızdı bu aşkın katili, seven bir kalbin ve büyük bir aşkın. Genç ömür boyu sevemedi başkasını, kızı da unutmadı, nasıl unuturdu onu hayata küstüren insanı. İlk günkü gibi aklındaydı, tek fark ise artık sevgi dolu değil nefret doluydu ona bakışları.

July 23

BeŞiKTaŞ